Fenerbahçe, Galatasaray'ı Nasıl Mağlup Eder?

galatasaray hangi maç hangi kanalda Mühendis çıktığı sırada Pazar Postası’nın içinde Oğuz Atay: Yazmayı ne ölçüde düşünüyor, yazmayı düşünüyor mu bunu bilmiyoruz, ama şirin de, düz yazı serüveninin de yoğun sarsıntı geçirdiği bir dönemde, bu sarsıntının “sahne”sini oluşturan Pazar Postası’nda amansız bir tanık olarak, sessiz ve geride, olup biteni izlediğini biliyoruz. Bir Zar Atımı’nın önsözünde şunları yazar Mallarmé: “Bu not okunmasın ya da okunduktan sonra unutulsun isterdim.” Ben de bu önsöz için aynı dilekte bulunacağım Tutunamayanlar’ın okurundan: Romandan hemen hiç söz etmedim, kimse yazar ile okur arasına girmemelidir; Oğuz Atay’dan, o yaşarken olup-bitenlerden birkaç kıvılcım sürdüm önünüze: Bu kıvılcımlardan başkalarını çıkartmak daha kolay olabilir, diye düşündüm: “Tutunamayanlar” belli biri tarafından, belli tarih ve coğrafya enlem-boylamında, belli bir bağlamdan çıkıp belli bir bağlama doğru yazılmıştır - onu kuşatan gerçekliği onun gerçekliğinden soyutlamamak gerek. Biri İnsanlardan kaçıyor, öteki bir dakika yalnız kalamıyor. Oğuz Atay’ın çift portreli bir insan olarak düşünülebileceği kanısındayım: Biri neredeyse “pozitivist”, temel inançlarından soyutlanması güç, “dayanıklı” insan: Topografya kitabını, belki de Mustafa İnan’ın yaşam öyküsünü yazan, 1960’ların başında bir fikir dergisi çıkartmak için çırpınan kişi.

Zaten Oğuz Atay’ın kendisi de, pek çok kurumun yanı sıra “önsöz”leri tefe koyup yerlebir etmişti. Bu acele içinde ölümden mi kaçılıyordur, yoksa kovalanıyor mudur ölüm, orası pek belli değildir. Nice yıl sonra, ölüme beş kala yazdığı gibi “biraz gecikmiş” olduğu için bu değişimi ıskalıyor mu, yoksa “aceleciliği” sayesinde belli bir basamağında değişim sürecine yetişiyor mu? Oğuz Atay’ın hayatını ve eserlerini kapsayan bir önsöz yazmak çabası da işte bu “adsız” araştırmacınınki kadar acıklı ve tuhaf görünüyor bana. Oğuz Atay ne yapıyor, hâlâ bilemiyoruz. Çünkü Oğuz Atay ne denli karamsar ve ölümle içiçe olursa olsun, her zaman biraz umudu barındırır içinde; “canım insanlar” der hep. Oğuz Atay, gerçeğin bağrından filizlenen oyundan, oyunun uzandığı ölümden, ölüm duyusundan doğan yaşantı damlasından, gözyaşında titreşen çılgın kahkahadan, delilikte tüneyen akıldan, akıldan türeyen gönülden örülmüş o çok gülünçlü ve çok acıklı dünyası ile Türk aydınını ve her şeyi yeniden kapsayacaktır yakında. Fenerbahçe, Türk Telekom Arena'daki maça 1 puan önde başlıyor ama kalan 7 hafta öncesi Başakşehir ile arasındaki fark 6. Üçüncülük ise mevzubahis kazanmak zorunda değil ama zayıf Şampiyonlar Ligi umuduna tutunmak için kesinlikle kazanmalı. UEFA Avrupa Ligi E Grubu'ndaki ikinci maçında konuk ettiği Galatasaray ile golsüz berabere kalan Marsilya'da teknik direktör Jorge Sampaoli, oynanan oyundan memnun olduğunu ve çabalarına rağmen maçı kazanamadıklarını belirtti.

Süper Lig'in 5. haftasında Kasımpaşa'yı konuk eden Galatasaray'da teknik direktör Igor Tudor, bu sezon ligde ilk kez kadroda değişikliğe gitti. Avrupa kupalarında Türkiye'yi temsil eden Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, bu sezon oynadıkları maçlardan toplam 22 milyon 440 bin avro gelir elde etti. Galatasaray, Kadıköy'de Fenerbahçe'yi son olarak 22 Aralık 1999 yılında yenmişti. Teknik yönetici Fatih Terim’in, son gerçekleştirdiği egzersizlerde sağ bekte Jesse Sekidika’yı denediği öğrenildi. Galatasaray, iki farklı teknik adam Mustafa Denizli ve Jan Olde Riekerink'in idaresindeki süreçte 23 ile 29. haftalar arasında galibiyet sevinci yaşayamadı. GALATASARAY, KADIKÖY'DE KAÇ YIL ÖNCE KAZANDI? Galatasaray, son 16 turuna yükselmek için 1-0 ve 2-1'lık skorlar hariç galip gelmek zorunda. Son birkaç gündür Mustafa Muhammed konusunda Fransa’dan gelen haberler kafa karıştırıyor… Bu düzende Aziz Yıldırım’a yakınlığı ile bilinen Rıdvan Dilmen, Göksel Gümüşdağ ve Beşiktaş eski başkanı Yıldırım Demirören baş rol oyuncuları olmak üzere Faik Işık, Nihat Özdemir, Mahmut Uslu ve hatta son dönemde Fikret Orman gibi isimlerin de zaman zaman aktif olarak rol aldığını gördük. İşte o zaman kıyamet kopacaktır.” Sustu. Verdi de. Tutunamayanlar’ın ilk cildinin basılmasının üzerinden on beş yıla yakın zaman geçti. Onun için de, “Yedinci mühür”deki gibi sonlu bir oyunla biraz kendini, daha çok da ölümü oyalamayı seçti: 1970’den 1977’nin son ayına dek programına zorla giren hastalık ve ameliyatla, zorunlu olarak giren acı, alay ve hüzünle iki roman, bir düzineye yakın öykü, bir oyun ve bir günlük yazdı.

Tutunamayanlar’ın yazarı önsözlerle, bakış açıları ne olursa olsun “Hayatı ve Eserleri” türünden bönsözler üreten kalem efendileri ile inceden inceye alay ediyor. Öldüğünde dördüncü romanından 60 sayfa kadar yazmış, Geleceği Elinden Alınan Adam adını verdiği bir anlatıyı da bütünüyle tasarlamış durumdaydı. Öteki, tam tersi oysa: Korkuyu beklerken tehlikeli oyunlara bile tutunamayan, gene de o oyunlarla yaşayan, geleceği elinden alınmış beyaz mantolu bir adam: Dipten sarsılmış, kırgın, hatta umutsuz biri: Günü geldiğinde yazdıklarının anlamına bile yetişemeyen Oğuz Atay. İşte bütün bu sebeplerden ve başka sebeplerden dolayı, ölümünden yedi yıl sonra Oğuz Atay’ın yaşama şansı çok artmış durumda. Yeni doğmuş bir bebeğin gelişmesini engelleyen ve onu eli kolu bağlı bir durumda bırakan eski kundak sistemini, yerinde bir devrimle ortadan kaldıran büyük Türk reformcusu ve düşünürü Ziya Özdevrimsel (devrimden önceki adıyla Mükrimin Ziya, 1301-1939) her bakımdan gerçek bir devrimciydi. Türk oyuncularımızın birçoğu ile milli takımlar olsun diğer takımlar olsun birlikte oynadım. Türk şairi dili ve anlamı, sözdizimi ve mantığı köktenci bir yaklaşım içinde kurcalıyor. ” Senin aklından geçmeyen ya da yakıştıramayacağın düşünceler içinde “abla”. Bu küçük önsözü açıkçası büyük bir sıkıntıyla, üstelik Oğuz’u kıs kıs gülerken görürmüşçesine bir duygu içinde yazdım, şu garip Orwell yılında. Galatasaray’ın sermaye artışını dünya üzerinde hiç bir piyasa kurulunda uygulanmayan yeni yöntem ve adeta Galatasaray’a özel icat edilmiş kurallarla şartlı bir izne bağlayan bu yeni SPK Yönetimi, sonraki dönemde Fenerbahçe’nin yapacağı büyük borsa manipülasyonlarına da sessiz kalacaktı.

Diğer Yazılar